Search billions of records on Ancestry.com
   


.

JALE'NİN ÖYKÜSÜ


Jale köy kadar küçük bir çevrede büyümüş, kentin büyümesi ile zorunlu olarak şehirli olmuş bir kızdı. Olağanüstü güzel bir kızdı. Makyaj yapmak ona çok yakışırdı. Makyajlı olduğu zaman tabir yerinde ise değme mankenlere taş çıkartırdı. Esmer kara gözlü, kıvırcık saçlı, dolgun dudaklı, uzun, incecik bir kızdı. Dişlerinin ve gözlerinin beyazı bir zencininki gibi parlardı. Eğitimi yoktu. 5 yıllık ilkokul mezunu idi ama buna karşılık çok akıllı idi. Kafası çok iyi çalışırdı. Akıllı olmasına rağmen eğitimsizliği ona hata yaptırırdı. Bilmediği için çok şeyleri yanlış söylerdi. Eğitimli olsa, dar bir çevrede bulunmasa, onu ya podyumlarda ya da bir şirketin yönetiminde görebilirdik. Ancak sonradan öğrendiğime göre o haliyle başka şirketler yönetmekteydi.

Jalenin iki ablası vardı. Aralarında birer yaş vardı. Üçü de yirmi yaşlarının ilk yıllarını süren kızlardı. Onun gibi ablalarının da eğitimi yoktu. En büyük kız Hale bir süre evli kaldı. İki çocuk doğurdu. Kocası mafia üyesi idi. Vurup öldürdüler. Çocuklarıyla babaevine geri döndü. Jale ve ablaları Hale ve Lale, erkekleri parmaklarının ucunda oynatan kızlardı. Kızlar aynı anda birden fazla erkekle çıkarlardı. Erkeklerin birinin diğerinden haberi olmazdı. Bu yüzden yalan söylemeye çok yatkındılar. Hale iki çocuklu dul haline bakmadan kocasını gömdükten sonra hızla erkek avına çıkmıştı. Güzelliği sayesinde başarılı da olmuştu. Lale de kardeşleri gibi dışarıdan bakılınca normal bir yaşam süren kendi halinde bir kızdı. Kardeşler babalarından çok korkarlardı ve babanın da bir şeyden haberi yoktu.

Kenan ile Jale bir büroda tanıştılar. Jale kimsenin yardımı olmaksızın bilgisayar kullanmayı öğrenmiş, lise mezunları bile kolay iş bulamazken bulunduğu yerde insan yokluğundan yararlanarak bizim işyerinin sekreterliğini kapmıştı. Büroya geldiği ilk gün bilgisayarda bazı yazılar yazdı. Sonra sildi. Ekranda uzaktan okuduğum kadarı ile "Sevdim seni" yazıyordu. Kenan'a da çok güzel bakıyordu. İyi bir başlangıç yapmışlardı. Jale'nin Yalan söyleme alışkanlığı olduğu için gerçek ve yalan birbirine giriyor ve söylediği yalanların bazılarına sonradan kendisi de inanıyordu.

Ofis ortamında ister istemez samimi olduktan sonra Kenan birlikte güneye tatile gitmeyi teklif etti. Jale eğlenceye bayılırdı. Bir yerde dans müzik olmasın, katılabilirse çılgınlar gibi tadını çıkarırdı. Böyle bir teklife hayır diyemezdi. Gözleri parladı.
- Ablalarım da olursa babam izin verebilir. Gidebilirim ama bir şartım var. Davranışımda tamamen özgür olacağım. Dedi.
Böyle bir şart koştu. Kenan:.
- Birlikte gidersek öyle bir şey olamaz. Dedi.
Bu gezi gerçekleşmedi. Daha sonra Kenan bir gün masasının üzerinde katlanmış küçük bir kağıt buldu. Üzerinde şunlar yazılıydı. "Senin istediğin beni bağlamak." Kağıdın katlamış bölümünü açınca ortaya başka bir cümle çıkıyordu. "Benim istediğimse özgürce yaşamak." Daha sonra ona yazıyı Jale' ye sorduğunda:
- Ha öyle mi? Farkında değilim. Dedi.

Bir gün ne olduysa birbirlerine çok yaklaştılar. Kenan ondan bir şey mi alacaktı, ne yapacaktı, ikisi de ellerini birbirlerine uzatmıştı. Birden Çatt... diye yüksek bir ses, rahatlıkla görünecek kadar güçlü bir ışıkla, parmaklarının arasında bir kıvılcım çaktı. Önce irkildiler sonra gülüştüler. İkisinin de kalbi yerinden biraz hoplamıştı.

O günler Barış Manço'yu kaybettiğimiz günlerdi. Kenan bir gün Jale'ye Barış Manço'nun bir kasetini hediye etti. İçinde herkesin pek bilmediği sözlü bir parça vardı. Barış Manço o güzel karakteristik sesi ile şöyle söylüyordu:

"Bugünlerde kendimi hıyar gibi hissediyorum. Hani beni dilim dilim doğrasalar Marmara, Karadeniz ve hatta Akdeniz cacık olur diyorum. Soğuktan donanı kar ile yumarlarmış. Hani şimdi beni ateşe mi koysalar? Derdim öyle büyük ki dostlar... beni dilim dilim doğrasalar Hint Okyanusu, Atlas Okyanusu ve hatta hatta Büyük Okyanus cacık olur diyorum."

Kenan aslında özel bir şey kast etmemişti. Kendiliğinden mi oluyordu bu şeyler bilmiyordu. Daha sonra galiba daha beterini yaptı.

Bir gün arabayla büroya gelirken, Belgrad Ormanlarının içinden geçiyorken Fikret Kızılok'un bestesi Gönül'ü dinledi. Hava çok güzeldi. Yeşillikler iki yanından geçip gidiyordu. Leman Sam'ın hüzünlü sesi, sözler onu çok etkiledi. Çok hoşuna gitti. İnsanın yaşamaktan zevk aldığı nadir anlardan biriydi. Yalnız iki kıtasının sözleri şöyleydi:

Bunca yıl herkesten kaçtın
En sonunda buldum sandın
Ansızın içini açtın
Yapma dedim yaptın gönül


Gözleri senden uzaktı
Fark edilmez bir tuzaktı
Sana böylesi yasaktı
Yapma dedim yaptın gönül


Büroya gelince Jale'ye söyledi. Orada da dinlediler. Karşılıklı oturuyorlardı. Ofiste başka kimse yoktu. Hava birdenbire ağırlaştı. Jale her şeyi bilen bir gülümsemeyle pencereden dışarıya bakmaya başladı. Kenan elinde olmadan ona karşı bir zamanlarki eşine ve sevgilisine duyduğu şeyleri duymaya başladı. Halbuki başlangıçta, önceki olayda olduğu gibi onunla ilgili bir şey kast etmemişti ama aniden öyle oluvermişti. Ona daha önce, boşandığı karısından söz etmişti. Kenan duygusal biridir. Bu sözler bu karakterdeki bir kıza ve onun durumuna neredeyse cuk oturuyordu. Kenan'ın sırtından terler boşanmaya başladı. Bu ağır havada karşılıklı bakışırken onun için iki şık vardı. Ya havayı dağıtmak, ya da "Senden hoşlanıyorum" demek.
- Bir daha evlenmeye niyetim yok." Dedi.
Bu doğru değildi ama ağır havayı dağıtmak için başka bir yol bulamamıştı.

Kenan Jale ile arkadaş olmak isterdi ama kızın aynı anda 15 tane erkek arkadaşı varken ve bu düşüncede iken mümkün değildi. Günün birinde nasıl bir tavır takınacağı hiç belli olmazdı. Arkadaş olduktan sonra her an boynuzları takmak olası idi.

Aradan birkaç yıl geçti. Kenan'ın işten ayrılma vakti gelmişti. Ayrılmasına yakın bir sırada Jale Kenan'a:
- Benli erkeklerden çok hoşlanırım. Dedi.
Kenan daha sonradan sağına soluma bakındı, ben var mı yok mu diye. Kulaklarında, boynunda, kollarında vardı. Aynaya bakınca pek görünmüyorlardı. Ama o sırada bu lafı üzerime alınmadı. Onunla bir ilgisi yokmuş gibi davrandı. Belki de gerçekten yoktu. Sonra Jale, - Birden fazla erkek arkadaşımın olduğunu bilen bir başka erkek arkadaşım var. Bu arkadaş da bana karşı boş değil. Her şeyi biliyor gene de bana iyi davranıyor. Ne yapacağını bilemiyorum." Dedi.
Kenan bunu kendisinden başka birinin bildiğini sanmıyordu. Çünkü o zaman Jale onları idare edemez, foyası meydana çıkardı. Kenan içinden "Bu arkadaş acaba ben miyim?" demek geldi ama demedi. Kendisini tuttu. Böyle çekici, güzel bir kızın karşısında bu kararı vermek ona çok ağır geldi.

İşten ayrılma günü geldiğinde istemeye istemeye vedalaştılar. Kenan onu öylece uğurladı. Sonra da bir daha görüşmediler. Başı büyük belaya girebilirdi.

Yapma dedi gönül ve gönül onu dinledi, yapmadı.


M. Sinan Gür ©2001


M. Sinan Gür ©2001

Sinan Gür'den başka yapıtlar
M. Sinan Gür'den başka yapıtlar


Yazarların tüm hakları saklıdır. Yazarların yazılı izni olmadan basılması, kopyalanması, iletilmesi, elektronik veya başka ortamda kısmen veya tamamen yeniden yayınlanması yasaktır.


Sahaflar konuk yazarara açıktır.
Lütfen özgün yapıtlarınızı gönderiniz